SanalKadin.com Sanal dünyadaki KADIN sitesi


Bebeğinizi banyo yaptırırken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar bulunur. Bu püf noktalarına önem verdiğiniz takdirde eğlenceli bir banyo zamanı sizi bekliyor demektir.

Bebeği yıkama aşamasına geçmeden önce ihtiyacınız olan her şeyin yanınızda olduğuna emin olun. Ufaklığı bir kez suya soktuğunuzda sürekli kalkıp onu öylece bırakmak zor olacaktır.

Bebeğinizi yıkadığınız odanın kapısını kapalı tutmaya özen gösterin. İçeriye doğru en ufak bir hava akımı bile onun üşümesine neden olabilir.

Bebeğinizi yıkayacağınız suyun sıcaklığı da çok önemlidir. Ilık su gayet uygun olacaktır.

Bebeğinizi yıkadığınız suyu fazla köpürtmemeye gayret edin. Sürekli hareket edeceği düşünülürse gözlerinin yanma ihtimalini göz ardı etmemek gerekir.

Bebeğinizin onu yıkadığınız küvetten kaymaması için kenarlara havlu koymayı da unutmayın. Bu havlular sizin dayanmanız ve gerektiğinde ellerinizi kurulamanız için de çok kullanışlı olacaktır.

Bebeğinizi yıkadıktan sonra iyice kurulamak ve hemen giydirmek önemlidir. Nemli kaldığında ve o şekilde beklediğinde üşüyeceğini hesaba katmak, istenmeyen durumlardan kaçınmanızı sağlayacaktır.

Geç anne olunması, iş hayatının stresi, yalıtılmış binalarda geçen hayatlar, dengesiz beslenme, hareketsiz yaşam ve aşırı kozmetik kullanımı gibi etkenler kansere davetiye çıkarıyor... İşte Kariyer Kadınını Tehdit Eden 10 Etken...

Çalışma ortamları (kapalı ortamlar, aşırı izole ortam ve bu ortamlarda bulunan radon gazı)
Uzun çalışma süreleri (kronik yorgunluk, uykusuzluk)
Uykusuzluk ve gece çalışma (melatonin eksikliği)
Performans stresi
Uzun eğitim hayatı ve bunun sonucunda geç evlilik ve geç çocuk sahibi olma ya da hiç çocuk olmaması
Emzirme sürelerinin kısalması
Çevre kirliliğinin fazla olduğu ve bir çok karsinojenin bulunduğu metropol kentler
Çalışma hayatına eşlik eden dengesiz beslenme (fast-food, atıştırma)
Ofis ortamındaki teknolojik ortam ve ağlar (cep telefonları, wireless bağlantılar)
Çalışan kadının bakımlı görünmek için kullandığı kozmetik ürünler

Kadınları Kanserden Koruyan 10 Altın Öneri

Doğum yapmak için geç yaşlara kalmayın, 30 yaşı geçirmeyin
Sedanter hayat tarzından kurtulmak için düzenli egzersiz yapın
Mümkün olduğu kadar fast-foodla aranıza mesafe koyun
Sigara içmeyin
Alkol içmeyin ya da miktarını azaltın
Kozmetik ürünlerden mümkün olduğu kadar uzak durun, seçerken kanserojen maddeler açısından değerlendirin.
Uykunuza dikkat edin. Günde 7-8 saat uyuyun.
Gece uykusuna özellikle önem verin ve karanlık bir odada uyuyun.
Evlerinizi ve ofislerinizi mümkün olduğu kadar havalandırın.
İş dışında cep telefonu ve wirelesslardan uzak durun.

Yaz aylarında, özellikle sıcak ve rutubetli günlerde uyku uyumak neredeyse imkansızdır. Ancak yine de daha rahat bir uyku için alabileceğiniz bazı önlemler var. Klima da bunlardan biri. Hatta genel kanının aksine, dikkatli kullanılan klimalar hastalıklara yol açmıyor ve konfor düzeyini önemli ölçüde artırıyor.

Yaz uykusu deyince aklınıza "estivasyon" gelmesin! Kış uykusunun, "hibernasyon", tersine, bazı hayvanların yazın aşırı sıcak ve çok kurak geçtiği yerlerde vücut işlevlerini en az düzeye indirerek haftalarca, hatta aylarca “uyumalarına” verilen bilimsel isimdir bu. Bazıları salgıladıkları bir koza içinde su kaybını önleyerek, bazıları metabolizmalarını çok düşük seviyelere indirerek doğa koşullarıyla başa çokmaya çalışırlar. Oysa biz burada yaz sıcaklarında da sağlıklı, dinlendirici ve hem vücudumuza hem ruhumuza ferahlık verecek uyku startejilerinden söz etmek istiyoruz.

İnsan vücut ısısı doğal olarak gün içinde küçük de olsa, düzenli bir dalgalanma gösterir. Akşama doğru biraz artar, uykuda azalır, sabaha karşı tekrar artmaya başlar. Üstümüz açık olarak ısısı klima ile sabitlenmiş bir odada akşam rahatca uyuduktan sonra sabaha karşı üşüyerek uyanmamızın nedeni, aslında odanın değil içimizin soğumuş olmasından kaynaklanır. Pek çok memeli hayvan gibi biz de vücut ısımızı oldukça dar bir aralıkta, 0.5-1.5 derecelik bir pay içinde tutmak zorundayız. Vücut ısımız 40 derecenin üstüne çıkmışsa çok hastayız demektir, 35’e inmişse donmak üzereyiz sayılır.

YAZ AYLARINDA RAHAT UYUYABİLMEK İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER
Yaz aylarında, özellikle sıcak ve rutubetli günlerde rahat uyumak için alabileceğimiz bazı önlemler var:

Herşeyden önce mümkün olduğunca havadar yerde uyumamız gereklidir.

Sıcağa hassas kimselerin yatak odalarında klima kullanmayı değerlendirmeleri yerinde olur.

Genel kanının aksine, dikkatli kullanılan klimalar hastalıklara yol açmaz ama konfor düzeyini önemli ölçüde artırabilir. Filtrelerin sık temizlenmesi veya değiştirilmesi, ısının 24-25 derece aralığında kalması, nem oranının çok düşürülmemesine dikkat edilmelidir.

Özellikle yaşlıların, kalp, tansiyon, ciğer hastalıkları olanların, kilolu kişilerin vücutlarını tam destekleyen, vücudun ağırlık noktalarına özel destek sağlayan rahat şiltelerde ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artıracaktır.

İnsanların en az giysileri, ayakkabıları kadar kullandıkları yatakları ve yastıkları da dikkatle seçmeleri gerekir: Boyunlarımızın doğal eğriliğini destekleyen ama çenemizin öne doğru bükülmesine neden olmayan yastıklarda yatmak yerinde olur. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yataklar kullanması gerekir. Eşi rahatsız uyuyanların iki kişilik tek yatakda değil, yanyana tek kişilik iki yatakta yatmaları, "eş durumundan uyku sorunlarını" önemli ölçüde azaltabilir.

Çarşaf, yastık kılıfı ve pikelerin pamuklu olması şarttır. Özellikle yastıkların dolgu maddelerinin hava akımına izin veren doğal veya bu iş için özel üretilmiş sentetik maddelerden olmasına dikkat edilmelidir.

Yaz aylarında gece yenen yemeklere dikkat etmekte yarar var. Herşeyden önce son öğün ile yatma saati arasına en az 3 saat koymak, midenin boşalmasına ve yatınca solunum ve kalp üstünde basınç olmasını azaltmak açısından gereklidir.

Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı, baharatlı/acılı/ekşili yemeklerden özellikle kaçınmak lazım. Her zaman olduğu gibi alkol, kahve başta olmak üzere bütün kafeinli içecekler (kolalar ve enerji içecekleri dahil) uykuya dalmayı güçleştirecek veya kalitesini bozacaktır. Az miktarda alkol insanı gevşeterek uyumasını kolaylaştırabilirse de fazlası mutlaka uyku kalitesini bozar, sabah “akşamdan kalma” duygusu da yeni güne geç ve güç başlamaya neden olur. Ayrıca, daha sık tuvalete kalkmak ihtiyacı ilave bir faktör olarak uykuyu böler: Alkol ve çay-kahve akşam saatlerinde alınınca gece uykusunu mutlaka olumsuz etkiler.

Yaz aylarında uyku saatlerinin sürekli bozulması, yaz sonunda kalıcı uyku döngüsü bozukluklarını tetikleyebilir.

KISA UYKU SORGUSU:

Aşağıdaki birkaç kısa ama kritik sorudan herhangi birine ‘’evet’’ yanıtı verenlerin bir uyku bozuklukları uzmanından yardım alması gerekebilir:

- Sık sık geceleri uykuya dalmakta ve uykuyu sürdürmekte zorluk çekiyor musunuz?

- Kac saat uyursanız uyuyun, sabah uyandığınızda kendinizi hala yorgun hisseder misiniz? İşe veya okula geç kalma probleminiz var mı?

- Sosyal açıdan uygun ve istediğiniz saatlerde uyuyup uyanabiliyor musunuz? Sık sık boğulma hissiyle, kabuslarla veya korkuyla çıglık atarak uyandığınız olur mu?

- Çevrenizdeki insanlar tarafindan horladığınız veya uykuda nefes almakta güçlük çektiğinize ilişkin gözlemler var mı?

- Gün içinde ani ve engellenemez uyku bastırmasi olur mu? Direksiyon başında hiç bir an için olsa bile uykuya daldınız mı?

- Gece yatmadan önce bacaklarınızda rahatsızlık, huzursuzluk, ağrı, karıncalanma vs gibi nahoş hisler oluşur mu? Bacaklarınızı istem dışı hareket ettirdiğiniz olur mu?

Doğum kontrol hapı Kullanmalı mı kullanmamalı mı? Ne kadar zararı var ? Kime yararı var? Haberimizden öğrenebilirsiniz. Doğum kontrol hapı hakkında ilginç gerçekler!

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, doğum kontrol haplarının en önemli yan etkisinin, atardamarlarda ve toplardamarlarda tıkanıklık riskini artırması olduğunu belirterek, "Normal toplumda 10 binde 5-10 arasında toplardamar tıkanıklığı-iltihabı riski vardır. Bu risk düşük dozlu doğum kontrol hapı kullananlarda, 2-3 kat artarak 10 binde 10-20’ye çıkar" dedi.

Doğum kontrol hapı kullanımıyla ilgili açıklama yapan Buyru, son 50 yıldır modern hayatın ayrılmaz bir parçası olan doğum kontrolünün, büyük bir oranda ilaçlarla sağlandığını söyledi.

Günümüzde genç kızların erken yaşta cinsel hayata başladığını, bu nedenle de istenmeyen gebeliklerin önlenmesinin daha fazla önem kazandığını ifade eden Buyru, erken gebeliklerin yüzde 80’den fazlasının istenmeyen gebelik olduğunu, evlilik yaşının gecikmesinin de istenmeyen gebelik riskinin artışına neden olduğunu belirtti.

Yeni nesil doğum kontrol haplarında, östrojen dozu azaltılarak, yan etkisi daha az olan progesteronlar (yumurtalıklar tarafından salgılanan bir cinsiyet hormonu) kullanılmaya başlandığını kaydeden Buyru, bu durumun da yan etkilerin azalmasını sağladığını bildirdi.

Eski jenerasyon doğum kontrol haplarında görülen kilo alma, tüylenme, kalp ve damar hastalıkları riskinde artış gibi yan etkilerin ortadan kalkmasını sağladığını anlatan Buyru, "Yeni jenerasyon modern haplardaki değişikliklerle yan etkiler azaltılırken, koruma dışı sağlık yararlarının da olması amaçlanmıştır. Kanama miktarının azaltılması, adet öncesi gerginliklerin önlenmesi, adet ağrılarının ortadan kaldırılması bu yararların başında gelmektedir" diye konuştu.

DOĞUM KONTROL HAPI VE DAMAR TIKANIKLIĞI
Doğum kontrol haplarının en önemli yan etkilerinin atardamarlarda ve toplardamarlarda tıkanıklık riskini artırması olduğunu bildiren Buyru, bu yan etkilerin daha çok hapların içerdiği östrojen dozu ile ilişkili olduğunu ifade etti.

Atardamarlarda tıkanıklığın daha çok 35 yaş üstünde görüldüğünü söyleyen Buyru, şunları kaydetti: "Sigara içmek de bu riski arttırdığından, 35 yaş üstünde olup sigara içenlerde doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır. 35 yaş altında olup sigara içenlerde doğum kontrol hapı kullanılabilir. Toplardamarlarda tıkanıklık riski yaşla ilişkili değildir. Bu yan etki doğum kontrol hapı kullanımının ilk yılında daha sık meydana gelir ve ilaç kesilince risk de ortadan kalkar. Kullanım süresi uzadıkça risk azalır. Normal toplumda 10 binde 5-10 arasında toplardamar tıkanıklığı-iltihabı riski vardır. Bu risk, düşük dozlu doğum kontrol hapı kullananlarda 2-3 kat artarak 10 binde 10-20’ye çıkar."

DOĞUM KONTROL HAPI İLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER
Öte yandan, doğum kontrol hapıyla ilgili halkın yanlış bilgilere sahip olduğunu kaydeden Buyru, bunları şöyle açıkladı:

Doğum kontrol hapları kısır bırakır: Yanlış Doğum kontrol hapları bırakıldıktan sonra gebe kalma oranı, kullanmayanlarla aynıdır. Doğum kontrol hapı kullanmış olmak gebe kalma şansını azaltmaz. Hap bırakıldıktan hemen sonra gebe kalınabilir.

Doğum kontrol hapları kanser yapar: Yanlış Doğum kontrol hapları kanser riskini arttırmaz. Aksine uzun süre hap kullananlarda rahim içi ve yumurtalık kanseri riski azalır. Riskteki azalma kullanım süresi uzadıkça belirginleşir.

Doğum kontrol hapları tüylenme yapar: Yanlış Eski jenerasyon doğum kontrol haplarının tüylenme yaptığı doğrudur. Ancak günümüzde kullanılan doğum kontrol haplarının tümü tüylenme yapmadığı gibi, tüylenme ve ciltteki sivilcelerin tedavisinde kullanılan en etkili ilaçlardır. Bu etkinin görülebilmesi için hapların 5-6 ay kullanılmaları gerekir.

Doğum kontrol hapları genç kızlarda kullanılmaz: Yanlış Doğum kontrol hapları memede fibrokist ve kistlere neden olur: Yanlış Doğum kontrol haplarının kullanımı, meme hastalıklarını azaltır. Doğum kontrol hapı kullanımı ile meme kanseri riski arasında bir ilişki yoktur.

Gerek ağrılı adet görmenin tedavisi için, gerekse korunma amacıyla doğum kontrol hapları ergenlik döneminde de rahatlıkla kullanılabilir.

İnsan organizmasında hemen her şey biyolojik ritm halindedir. Bu ritm gün boyunca değişir. Gece 24:00 ten itibaren organizma, kendini yenileme sürecine sokar.

Gün boyunca fiziksel hareketliliğinden en üst düzeyde olan süreç sona ermiş olup artık istirahate ihtiyaç duyulma süresi başlamıştır. Gece boyunca insan, bedeni için daha az enerji harcamaya ayarlanır. Gün boyunca kan dolaşımı ihtiyacın yoğun olduğu bölgelere yönlenirken uyku süresince iç organların çalışmalarının devamı için daha çok karın bölgesinde yoğunlaşır. Sabah uyanır uyanmaz, harcanan organik enerji düzeyi de artarak akşam saatlerinde en üst düzeye ulaşır. Öğleden sonra aerobik ve anaerobik kapasitenin daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Vücut ısısı sabah uyandığımızda 36.5ø dir

Gün boyunca bu ısıda 0.5ø lik bir artış gözlenir. Egzersiz sonrası vücut ısısı 1ø artar. Bu nedenle sabah yapılan egzersizlerde ısı 36.5ø den 37ø ye çıkarken akşama doğru ise 37ø den 38ø ye yükselir. Vücut ısısını olumsuz etkileyen diğer bir faktör de havanın nemidir. Sabah havanın sıcaklığı 24ø iken, vücut ısısı 33ø olmasına rağmen birey kendi ısısını düşürebilir. Fakat öğleden sonra çevre ısısı 32ø ye çıktığında rutubet ile birlikte organizmayı olumsuz etkileyecektir. Eğer havada daha çok ısı molekülleri varsa ter cilt yüzeyinde rahatlıkla buharlaşamaz ve egzersiz anında stres artar.

Egzersizde doğru giysi faktörü

Havanın sıcak olduğu süreçlerde naylon taytlardan kaçınılması, su kaybının mümkün olduğunca minimalde tutulması gerekir. Yazın ter emici merserize, kışın ise pamuklu giysiler, egzersiz performansı açısından büyük katkı sağlar. Aynı zamanda su kaybından kaynaklanacak olumsuzluklardan da korunmuş oluruz.

Alışkanlıklarınızı gözardı etmeyin!

Sabahları erken uyanıp kendilerini çok enerjik hissedenler egzersiz tercihini sabahtan yana kullanabilirler, bir şartla... Kişide bir şeker düşüklüğü (hipoglisemi) yoksa sabah kalkınca metabolizmanın su ihtiyacını karşıladıktan sonra; bu da oda sıcaklığında bir bardak su içimidir.

Deliksiz bir uyku mu istiyorsunuz?

O zaman düzenli olarak egzersiz yapmalısınız. Ama bu yapılan egzersiz saati kesinlikle uyku öncesine yakın olmamalıdır. En uygun saatler, öğleden sonraki saat dilimleridir. Bu saatlerde egzersizle artmış vücut ısısında bir düşüş meydana gelir ve uykuya dalış kolaylaşır.

Her saat doğru saat midir?

Eğer düzenli olarak o saate yaşantınızda sadık kalıyorsanız, sağlık açısından da herhangi bir sorununuz yok ise sabahın 06:00 sında da egzersiz yapabilirsiniz. Ama öncesinde 5-10 dakika germe çalışmaları yaparak kaslarımızı hazırlamak şartıyla... Sağlıklı yaşam için egzersizi yaşantınızla bütünleştirin.

Zayıflama programı uygularken nasıl bir diyet uyguladığınız önemli. Hem etkili hem de kalıcı bir sonuç için besinlerin biyokimyasal etkilerini iyi bilmek gerekiyor. Kilo verirken biyokimyasal bulgularınızın düzenli olması da kilo kaybınızı etkileyen en önemli etken.

Günümüzde birçok diyet programı var ve illaki kilo veriyoruz ama malesef verilen kiloların %90'ı geri alınabilmekte. Bu nedenle kalıcı bir sonuç için G.I. (Glisemik İndeks) Diyeti en etkili çözüm. Hem kendinizi daha tok ve sağlıklı hissediyorsunuz hem de bütün sevdiğiniz yiyeceklerden mahrum kalmadan zayıflıyorsunuz. Yani yiyerek zayıflıyorsunuz ama burada önemli olan yediğiniz yiyeceğin yanındaki besinlerin neler olduğudur.

G.İ.(Glisemik indeks) bir besinin kan şekerinizi yükselteme etkisidir, yüksek Gİ besinleri hızla kana karıştığı için hem tokluk hissiniz oluşmayacak böylelikle daha fazla yeme ihtiyacı hissedeceksiniz hem de yediğiniz yiyeceklerin yağa dönüşümünü de hızlandıracaksınız.

Yani Gİ diyetinin temeli kan şekerinizi hızlı yükseltmeyen yiyeceklere göre ayarlanmakta, bunlar neler; sebze,meyve, kuruyemişler, kurubaklagiller, tam tahıllı ürünler, az yağlı süt ve ürünleri, et,tavuk, balık.. Hem besleyici hem de sağlıklı besinler tüketiyoruz ama bu demek değil ki asla tatlı ve hamur işi yiyemeyeğiz, hayır bu besinleri de uygun bir örüntüde tüketebiliriz.

Yüksek Gİ besinleri ise; sofra şekeri, beyaz ekmek, beyaz unlu tatlı, kek, pasta, kurabiye, pirinç, nişastalı besinler olarak sayabiliriz. Mesela yaptığımız bir yemeğe beyaz un ve şeker girdiğinde Gİ değeri de yükselmekte.

Nereden başlayalım;

1.Sağlıklı beslenme programı oluşturun;
*Bütün besinlerden ihtiyacınız ölçüsünde beslenin, bu nedenle neyi ne kadar ve ne sıklıkla yediğinizin farkında olun. Bütün besinlerin farkli Gİ değerleri vardır, yaklaşık değerlerini öğrenin. Örneğin; toz şeker 65, bal 58, elma 38, muz 62, kuru üzüm 64, beyaz ekmek 70, çavdar ekmeği 41, pirinç 87, bulgur 48 Gİ değerine sahiptir, 55 ve alti olan besinleri tercih edin.

*Mümkün olduğu kadar hergün aynı zamanlarda yemek yiyin.

*Sağlıklı atıştırmalık yiyecekleri yanınızda bulundurun ki açlık hissiniz oluşmasın.

*Et ve süt ürünleri besleyici olmalarının yanında doymuş yağ oranları da yüksektir, et ürünlerini ızgara, fırın, haşlama, süt ürünlerini ise light tüketmeye çalışın.

*Her öğünde Gİ değeri düşük olan salata veya sebzelerden tüketin.

2.Kahvaltıyı atlamayın;
Evde veya dışarıda kahvaltı ile güne başlayın. Kahvaltı yapan kişilerin gün boyu daha enerjik oldukları ve kan şekerlerinin daha düzenli salgılandığı artık bilinen bir gerçek. Kahvaltı yapmak forma girmek için diyetinizin altın kuralı, yapmadığınızda kilo vermeyi de zorlaştırıyorsunuz .Diyetisyen Ozlem Sert Aydın

3.Öğle ve akşam neler yiyelim;
Gün ortasında proteinden zengin bir yiyecek tüketmek hem tokluk hissinizin artmasına hemde yağ yakımınızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Tabi yanında ne yediğiniz de önemli, mevsim salatası en uygun seçenek olacaktır.

Akşam yemekleri aile ile birlikte geçirilen en önemli zaman dilimi ama malesef en fazla kalori alınan da öğün olmakta. Bu öğünü mümkün olduğu kadar hep aynı saatlerde ve belli bir surede tüketmeliyiz.

Kırmızı et, balık, tavuk, kurubaklagiller yanında salata veya sebze yemeği ile birlikte pilav makarna yerine kepekli makarna veya bulgur pilavı, beyaz ekmek yerine tahıllı, kepekli ekmekler daha sağlıklı bir seçenek olacaktır.

4.Yemek yaparken 5 kurala dikkat edin;
*Kullandığınız yağ,tuz ve şeker miktarını azaltın.
*Yemeklere, çorbalara krema kullanmayın veya kullanacaksanız yağ ilave etmeyin.
*Sebze yemeklerini etsiz veya et ilave ediyorsanız et miktarını azaltın veya soya eti kullanın.
*Süt yoğurt grubunu light tercih edin böylelikle daha az yağ almış olursunuz.
*Sağlıklı pişirme teknikleri uygulayın, kızartma asla tüketmeyin.

5.Arada bir kendinizi şımartın;
Tatlı, makarna, pilav, pizza veya mantı vazgeçemeyeğimiz ama miktarını ve sıklığını uygun tüketirsek çok da sakınca yaratmayacak yiyecekler. Ama bilinmeli ki her bir porsiyonu size "ekstra" olarak geri dönecek. Bu nedenle hamur işlerini kendinize ödül olarak ve bir öğününüzün yerine haftada 1 maksimum 2 kez verebilirsiniz.

6.Meyveler masum seçenekler değillerdir.
Eğer miktarını artırırsanız bilin ki vücutta baklava ile aynı etkiyi yapacak, Gİ değerleri yükselecektir. Meyveleri yemekten sonra değil ara öğünlerde ve 1 porsiyon tüketin.

7. Meşrubatlara dikkat!
İçecek olarak asitli içecekler veya meyve suyu yerine maden suyu, ayran, şekersiz veya az şekerli,tatlandırıcılı limonata, buzlu çay tercih edebilirsiniz.

8.Düzenli kontrol şart..
Kilo kaybınız oldukça yeni bir beslenme programına da ihtiyacınız olabilir, diyetisyeninizle görüşüp yeni bir program düzenleyin. Sürekli aynı programı uygulamanız da kilo kaybınızı yavaşlatacaktır.

Yeni Anne-Baba olduysanız, Bebek bakımında acemiyseniz, işte öneriler... Belli beceriler elde edinceye kadar size bağımlı olan bebeğinizin bakımında, size yardımcı olacak bazı tavsiyelere ihtiyacınız varsa, işte Opr. Dr. Mustafa N. Alihanoğlu’nun listesi…

Bunlara Dikkat!

• Bebeğinize kundak yapmayınız. Aksi takdirde kalça çıkığına neden olabilirsiniz. Tulum giydiriniz ve ara bezini tutunuz.

• İlk bir ay iki saatte bir anne sütü ile besleyiniz. Anne sütü yeterli değilse, doktorunuzun önerisine göre mamaya başlayınız.

• Göğüs temizliğine dikkat ediniz. Emzirirken her iki göğsünüzü de kullanınız.

• Aşırı sıcak havalarda su ihtiyacını sadece anne sütü ile karşılayamayacağı için bebeğinize kaşıkla şekersiz su vermeyi unutmayınız. Ancak vereceğiniz suyun kaynatılmış olmasına dikkat ediniz.

• Her beslemeden sonra yumuşak hareketlerle bebeğin gazını çıkarınız.

• Bebeğinizi yastıksız olarak yüzüstü veya sağ yan üzerine yatırınız.

• Göbeğini herhangi bir şekilde sargı bezi, tülbent ya da benzeri şeylerle sarmayınız, açık tutunuz ve sabah - akşam göbek pansumanını gösterildiği şekilde yapınız. Pansumana göbek düştükten sonra iki gün, daha devam ediniz.

• Banyosunu göbeği düştükten sonra yaptırınız. Bu arada göbekten alt kısmını yıkayabilir veya silebilirsiniz. Bebeğinizin vücudunun hiçbir tarafına pudra kullanmayınız.

• Bebek çamaşırlarını yıkarken deterjan kullanmayınız. Sabun veya sabun tozu kullanıp, bol su ile durulayınız.

• İlk altı ay, ayda bir kontrol için doktora başvurunuz. Bu şekilde bebeğinizin gelişimi takip edilecek ve size gerekli önerilerde bulunulacaktır.

• Bebeğinizin burnunun tıkalı olmamasına dikkat ediniz. Gerektiğinde 1-2 damla serum fizyolojik damlatınız.

• İlk bir ay içinde bebeğinizin BCG (Verem) aşısını yaptırmayı ihmal etmeyiniz.

• İlk iki ayını dolduran bebeklerinizin diğer aşılarının başlayacağını unutmayınız.,